Anasayfa | YAZARLAR | Mehmet Gönenç | Satır araları iyi okunmalı

Satır araları iyi okunmalı

Yazı büyüklüğünü ayarla: Decrease font Enlarge font
image Mehmet Gönenç

Ak Partinin kapatılması davası nihayet karara bağlandı. Mahkeme başkanı Haşim Kılıç’ın iki dudağının arasına kilitlenen Türkiye ve piyasalar, “Ak Parti kapatılmayacak, partinin aldığı hazine yardımı kesilecek” sözleriyle derin bir oh çekti.

Ak Partinin kapatılması davası nihayet karara bağlandı. Mahkeme başkanı Haşim Kılıç’ın iki dudağının arasına kilitlenen Türkiye ve piyasalar, “Ak Parti kapatılmayacak, partinin aldığı hazine yardımı kesilecek” sözleriyle derin bir oh çekti.

Anayasa mahkemesinin bu kararı verirken 11 üyesinin nasıl bir tavır ortaya koydukları önemli… Başkan Haşim Kılıç, partinin kapatılmaması için oy kullanırken, başkan yardımcısı Osman Paksüt ve 5 üye patinin kapatılmasını istemiş. Mahkemenin 4 üyesi ise partinin aldığı hazine yardımının kesilmesi gerektiğine hükmetmiş.

Anayasa Mahkemesi’nin 11 üyesinin 7’si parti kapatılsın diye hüküm verseydi parti kapatılmış olacaktı. 11 üyeden sadece 1 tanesi parti kapatılmasın demiş, diğer üyeler aleyhte oy kullanmışlar. 6 oya karşılık 5 oyla Ak parti kapatılmadı ama bence verilen karar tartışmalı. Ak Parti bu kararla aklanmadı, nereden bakarsanız cezalandırıldı.

Partinin AİHM’e hazine yardımının kesilmesinden ötürü başvurması gerekiyor ama görüntü o ki, Ak Parti verilen kararı kamuoyunda kendi lehine çevirmeye çalışacak. AİHM’e açıkçası başvurmalarını beklemiyorum.

Anayasa Mahkemesinin verdiği bu çelişkili ve siyasi kararla miadını doldurduğunu düşünüyorum. Şimdi meclise düşen iş, yeni ve sivil bir anayasa hazırlamasıdır. Yeni anayasada partilerin kapatılması anayasa mahkemesine bırakılmamalı ve parti kapatılması zorlaştırılmalı.

Partiler seçimle gelirler ve yine seçimle gitmelidirler. Başka bir değişle partileri halk getirir ve halk götürür. Yüzde 47 alan bir iktidar partisinin kapatılmak istenmesi Türkiye adına büyük bir ayıptı, mahkeme bence sadece bu ayıbı ortadan kaldırdı.

Laikliğin odağı olmakla suçlanan Ak Parti bundan sonra çok daha dikkat etmeli. Anayasa mahkemesinden çıkan kararın negatif bir karar olduğunu kimse unutmamalı.

Tek başına iktidar olmanın muktedir olmak anlamına gelmediğini Ak Partililer bu süreçte çok iyi öğrendiler. Şimdi Türkiye’de yeni bir süreç başlıyor. Hiç kimsenin baltaları denize attığını düşünmüyorum, sadece baltalar geçici bir süreliğine bilinen bir yerlere gömüldü, dolayısıyla istendiğinde tekrar o baltalar yerinden çıkarılır.

Yeni sürecin satır aralarını çok iyi okumak gerekiyor. Seçimler sivilleri ülkeyi yönetmeye ortak ediyor, derinler hep iş başında oluyor, asker ise keskin kılıç misali olan biteni izlerken manevra yapmayı hiçbir zaman ihmal etmiyor. Dolayısıyla sivillere düşen çok önemli görevler.

Demokrasiye sarsılmaz bir bağlılık ve bugünkü süreçte AB yolundan asla dönmemektir. Eğer partiler tek başına iktidar olma rehavetine düşerlerse, Türkiye toplumuna çok acı reçetelerin kesilmesine neden olurlar. Türkiye 138 gün işte böyle bir cendereden geçti.

VE ERGENEKON…

Türkiye’yi kasıp kavuran Ergenekon terör örgütü bu süreçte unutulmamalı, ucu nereye kadar dayanıyorsa, oralara kadar dayanmalıdır. Türkiye’nin son yarım asrında yapılan bütün derin cinayet, suikast ve yapılanmaların müsebbibi olan bu örgüt mutlaka çökertilmeli ve kararlıkla mücadele edilmelidir.

Ergenekon’un Güneydoğu’da neler yaptığına bakılmalı, işte o zaman belki de bu örgütün karanlık yüzü daha iyi ortaya çıkar. Güneydoğu boyutuna dokunulmadıkça bu örgüte dokunulmuş sayılmazlar.

Hükümetin bu örgüte karşı kararlılıkla mücadelesini sürdürmesi gerekiyor. Partinin kapatılmaması demokrasi için önemliydi ama Ergenekon terör örgütün tam anlamıyla ortaya çıkarılması ve yargı önüne alınmaları demokrasimiz için bir milat olacaktır. Hükümetin bu işi pazarlık haline getirmemesini umuyorum.

Karanlıklar aydınlanmadıkça bu ülke karanlıklardan çıkamaz. Hukukun önünde bir çobanla, elit bir seçkinci arasında hiçbir farkın olmadığını yargı bize göstermeli. Bu ülkede kim suç işliyorsa ve suçun içindeyse mutlaka suçun karşılığının da olduğunu mutlaka anlamalı.

İnsanları dehşete düşüren Ergenekon iddianamesine BBG evi diyen ve savcı Öz’ü kamuoyu önünde küçük düşüren CHP Genel Başkanı Deniz Baykal’ın neden bu kadar endişeli tedirgin olduğunu anlayamıyorum. Demokrasi sol’un en büyük arzusudur, Baykal ise derin güç odaklarından besleniyor. Yazık, bu ülkede sol Baykal yüzünden can çekişiyor, ama onu siyaset dışı bırakacak birileri de çıkmıyor.

Yeni sürecin satır aralarını sadece Ak Parti değil, CHP’de, başka güç odakları da iyi okumalı. Okumayanlara bu halk sandıklarda okutturuyor. Türk halkı Ergenekon davasında kimin nasıl ve neden farklı demeçler verdiğini ve ne yaptığını çok iyi biliyor. Ona göre de sandıkta hesabını kesecek.

Yorumlar (0 Yazılmış):

Yorum Yaz comment

Lütfen alttaki resimde yer alan güvenlik kodunu aynen yazınız:

  • email Arkadaşına gönder
  • print Yazıcı versiyonu
  • Plain text
5.00
Powered by Vivvo CMS v4.0