Batman, Batman Gazeteleri, Batman Haberleri
Hakkımızda
Makaleler
İletişim
  MANŞET HABERLERİ

Milletvekili Ekmen, tüm soru ve iddialara yanıt


Milletvekili Ekmen, tüm soru ve iddialara yanıt

Milletvekili Ekmen'den,  tüm soru ve iddialara yanıt
14 Haziran 2010 Pazartesi
Milletvekilleri arasında kendini aşabilme ve yerel siyasetten ziyade daha evrensel ve genel bir Vekil olma eğiliminde olan Batman Ak Parti Milletvekili M. Emin Ekmen, son seçimlerden sonra taktığı Vekillik rozeti kişiliğinde herhangi bir evrim yaratmadı. Yıllar geçtikçe Ekmen yine dürüst politika üreten, hırslı ve hırçın yapısıyla her konuda sorulan sorulara samimi yanıtlar verip, daha çok şeffaflık politikasından yana oldu. Özellikle Kürt meselesinde takındığı tavırlar kendisini farklı bir Vekil haline getirmeye yetti.

Milletvekili Ekmen, Batman'daki son gelişmeler, Bölge Hastanesinde ki yolsuzluklar, fındık işçileri ve taş atan çocuklarla ilgili olarak ilginç ve ilginç olduğu kadar da gündemi değiştirebilecek açıklamalarda bulundu. Soru cevap tarzında kaleme aldığım söyleşiyi siz değerli okurlarımın takdirine sunuyorum;

Sayın Ekmen; Taş atan çocukların Cezaevinden çıkarılması ile ilgili olarak TBMM'de hazırlanan kanun teklifiyle yoğun mesai harcadınız, önceki günde Kanal 24 TV'de canlı yayına katılarak bu konuyla ilgili geniş bilgi verdiniz, son gelişmelerle ilgili olarak görüşlerinizi alabilir miyiz?

Sayın Çelik; Yaklaşık 2 yıldır bu konu üzerinde parti olarak çalışıyoruz. Benim de çalışmalarım oldu. 6 ay önce verilen bir kanun tasarısı da vardı. TBMM Komisyon ve alt komisyon aşamasında konuyla yakından ilgiliydim. Hem hukukçu hem de bölgenin yakıcı bir sorunu olması nedeniyle diğer Milletvekili arkadaşlarımızla birlikte ilgi alanımızdaydı. Şimdi mutlu sona yaklaştık diyebiliriz. Yarından itibaren Komisyon toplantımız olacak, önümüzde ki haftada Meclis Genel Kurulunda da gündeme alınacak. Bu teklif ile tutuklu çocuğumuz kalmayacak inşallah. Dolayısı ile hem çocuklarımızın cezalarında ciddi bir indirim yapılacak. Hem de çocuklarımıza tıpkı Avrupa'da olduğu gibi hapis cezası yerine; Okul okuma mecburiyeti, kitap okuma mecburiyeti, sosyal faaliyetlere katılma gibi adına güvenlik tedbiri dediğimiz uygulamalar getirilcek. Bu teklifin hazırlanmasında, sayın Başbakanımızın çok ciddi ilgisi ve çalışması oldu. Adalet Çağrıcılarının da emeği oldu. Vekil olarak da çocuklarımızı kazanmak, onları geleceğe taşımak adına bu sürece katkı sunmaya çalıştık.

 

Sayın Ekmen; Şu anda Cezaevlerimizde çocuk tutuklu sayısı kaç?

Sayın Çelik; Net bir rakam yok ama 300 civarında tutuklu var. 4 bine yakın da yargılanan çocuğumuz var.

Sayın Ekmen; Bu yasa yürürlüğe girdiğinde diğer farklı suçlardan dolayı Cezaevlerinde bulunan çocuklara da faydalanabilecek mi?

Sayın Çelik; Bu yasa sadece kamuoyunda taş atan çocuklar olarak bilinen bizim suça itilen çocuklar dediğimiz çocukları kapsamaktadır.

Sayın Ekmen; Yasa çıkarsa çocukların tutuklu hallerinin devam edeceği söyleniyor. Sadece değişen Ağır ceza Mahkemelerinde yargılanan çocukların Çocuk Mahkemesinde yargılanacak olması?

Sayın Çelik; Hayır... Hayır bu çocuklar birincisi; Çocuk Mahkemelerinde yargılanacak, ikinci olarak; Cezalarında ciddi indirimler olacak. Üçüncü olarak; Çocuk Mahkemesi yargılama usulü gereği Hakim beraat de verebilecek. Yargılamalarda Psikologlar olacak, çocuklarla ilgili yargılama daha hassas yapılacak. Dördüncü olarak da; Bu suçu ilk defa işleyecek olan şimdi ve sonrasında çocuğa hapis cezası değil çocuklara güvenlik tedbiri uygulanacak. (kitap okuma zorunluluğu gibi)

Sayın Ekmen; Halen Cezaevlerinde olan taş atan çocuklarla ilgili yasa değişikliğinde en çok etkili olan neydi? Muhalefet mi? Dış veya iç basın mı?

Sayın Çelik; Önce şunu tespit edelim, Bu kanunlar 80 yıldır vardır ama çocuklara ağır cezalar iki yıldır çıktı! Çünkü; bazı Yargı Birimleri Ak Parti'nin terörle mücadelede zayıf kaldığını düşünerek, örgütün de bu çocukları kullandığını hesap ederek; "Madem ki Ak Parti mücadele etmiyor, biz de bu çocuklara ağır cezalar vererek, Ak Partiye ağır bir darbe vuralım" düşüncesi ile hareket ettiler. Bunun tek anlamı; "Yargının Ak Partiye olan kızgınlığından" öte bir şey değildi.

İki yıl önce Yargıtay Başkanlığının aldığı karar sonrası bu gelişmeler oldu. Türkiye'nin her yerinde aynı iddiannameler hazırlandı ve aynı anda taş atan çocuklara yönelik olarak tutuklama kararları verildi. Bu cezalar Anayasa Mahkemesinin Cumhurbaşkanlığı seçiminde TBMM'de 367 üyenin Mecliste olması gerektiği kararı ne kadar facia ise çocuklarla ilgili tutuklama kararları da o kadar faciadır. Biz Anayasa paketinde yargı reformunu niye istiyoruz? Çünkü, yargı bir zihniyetin esiri olmaktan kurtulsun istiyoruz. Şimdi biz yargı reformu istiyoruz. Bazı insanlar da çıkıp bu değişiklik Kürtlere ne getirecek? Diyor. Bu değişiklik yargıdaki anti demokratik yapıyı da tasfiye etmiş olacak. Biz yargının bu fecaat kararını yasa ile ortadan kaldırmaya çalışıyoruz. Düşünün dağda bir örgüt üyesi yakalansa hakkında 7.5 yıl hapis cezası isteniyor. Şehirde taş atan çocuklar ise 13 yıl Hapis cezası ile yargılanıyor.  Bu süreçte yargının kararları toplumda bir hassasiyet oluşturdu, böylelikle Bizim de vicdanımız ve adalet duyularımız zedelendi ve bunun çözümlenmesi için de bir süreç başlatmış olduk. Umarım ülkemiz için hayırlı olur....

 

Sayın Ekmen; Taş atan çocuklarla ilgili kanun teklifi yasallaşırsa bundan sonra ki aşamada neler olur?

Sayın Çelik; Bundan sonra tutuklama olmaması gerekir. Ancak, bu çocukların sokağa çıkışları kimi zaman onlara rağmen yapılan programlardır. Ben iki şey rica ediyorum. Biri; Bu çocuklar bu eylemlerde kullanılmaktan vazgeçilsin. Diğeri de; Ailelerimiz çocuklarının çocukça bir merakla bu olaylarda yer almasının önüne geçmesine çalışsın. Türkiye'de bu yargı sistemi oldukça yeni icat kararlarla karşılaşabiliriz. O yüzden hepimiz çocuklarımızı bu olaylardan korumalıyız.

Sayın Ekmen; Fındık işçileri ile ilgili olarak Akşam Gazetesinde yayımlanan ?PKK Tehlikesine karşı Güneydoğudan değil de Gürcistan'dan işçi getirilecek? yönünde ki haberlere tepki gösterdiniz bu konuda ne diyeceksiniz?

Sayın Çelik, Yaptığım açıklamalardan farklı bir şey demeyeceğim. Böyle bir şeyin akıldan dahi geçmesi son derece yanlış ve bu duruma kesinlikle izin veremeyiz. Ekmek kavgasında ideoloji olmaz. Haberden sonra gereken yetkili kişilerle görüştüm ve herkesin bu konuda duyarlı olması gerektiğini söyledim. Kimse yurdumuz topraklarında böyle bir ayrıştırmaya gidemez.

Sayın Ekmen; Fındık işçilerinin çalışma şartlarının düzenlenmesi ile ilgili olarak bir rapor hazırlayıp, ilgili yerlere vermiştiniz. Daha sonra gereken çalışmalar başlatıldı. Bu konuda ne diyeceksiniz?

Sayın Çelik; Başbakanlık bu konuyla ilgili bir genelge yayımlandı. Bu genelgede fındık işçilerimizin insani şartlarının iyileştirilmesi ile ilgili düzenlemeler oldu bu konuyla ilgili olarak da ödenek sıkıntısı yok. Şartlar çok iyileştirilecek ve yolculuktan konaklamaya, eğitimden sağlığa her türlü şartlar iyileştirilip, sorunlar çözümlenecek. 

Sayın Ekmen; Gelelim gündemdeki diğer önemli sorulara; Son günlerde Batman'da yolsuzluklarla ilgili dosyalar gündeme geldi ve Bölge Hastanesinin eski çalışanlarından 3 yetkili kişi Cezaevine kondu. Bu konuyla ilgili olarak Batman Kamuoyunda siyasiler de suçlanıyor ne diyeceksiniz?

Sayın Çelik; Bölge Hastanesi ile ilgili olarak yaşanan sıkıntılar şüphesiz bizi ciddi bir biçimde rahatsız etti. Fakat sizin de yakından takip ettiğiniz gibi bu dedikodular 1.5 yıl önce ortaya çıktığında biz bir Başhekim değişikliği için girişimde bulunduk. Ve Bakanlığın uzun süre yeni bir Başhekim bulma sıkıntısından sonra 2009 Ocak ayında Kocaeli?nden bir Başhekim Batman Bölge Hastanesi'nde görevlendirildi. Ancak dönemin Valisi Dr Recep Kızılcık, hastanenin yakın zamanda açılacak olmasını gerekçe göstererek o atama kararını uygulamadı. Ben de o dönemin Sağlık Bakanlığı Müsteşarına; "Eğer bu değişikliğe Vali onay vermiyorsa orada yapılacak işlerin sağlıklı ve dürüst bir biçimde yapılacağına, sayın Vali kefalet etsin" dedim. Ve o tarihten sonra da işlerin düzgün yapılması için bir hassasiyetimiz oldu. İşlerin yanlış yapıldığını anladığımda da Başhekim Dr. Siraç Akgül'ü hem görevden alma, hem de teftiş sürecini işlettik. Ta... Bir yıl önce Batman'da sendikaların açıklamalarını, basında yer alan haberleri Bakanlık Teftiş Kuruluna göndererek, incelenmesini talep ettik. Ve o teftişin sonuçları hem idari hem de adli olarak sürdürülüyor. Bildiğim kadarıyla tam olarak tamamlanmadı. Bu sürece ilişkin tüm duyarlılığıma rağmen geçmişten gelen alışkanlıklarla ?eğer bir yolsuzluk varsa siyasetçi de bu işin içindedir? demek ancak kasıtlı bir yaklaşım olabilir. Bakın Batman?da hiçbir şey gizli kalmaz. Devletin çok ciddi teknik ve elektronik takipleri var. Eğer Milletvekilleri yakınları, partililer bu işlere karışmış olsalardı bunun bir şekilde somut olarak bugüne kadar ortaya çıkmış olması gerekmez miydi? Sadece Bölge Hastanesi değil herhangi bir kurumda bir yolsuzluk olduğu zaman bunun gerek Milletvekili ve gerekse parti çevreleri ile ilişkisi ortaya konulabiliyor mu? Ancak sadece dedikodu var. Bu dedikoduların hedefi önce siyasileri daha sonrasında Ak Partiyi yıpratmaktır. Bu bölgede geçmişte yaşanan olayların tecrübesi ile şöyle bir algı var. ?Eğer yolsuzluk yapılıyorsa siyasetçi de içindedir.? Bizi ve partimizi geçmişle karıştırmasınlar. Biz parti yönetimine müteahhit bile almayan bir partiyiz. 2004 de Merkez İlçe Başkanı olunca 30 yıllık müteahhit olan dayılarım ve kardeşim Batman'da o günden beri işlere teklif bile vermiyorlar. Neden? Hasbelkader iş onlarda kalırsa dedikodu olmasın diye. Biz çevresini ihya eden siyasetçilerden değiliz. Bizim çevremiz dedikodu olmasın diye haklarından feragat ediyorlar.

Sayın Ekmen; Peki ileri sürülen yolsuzluk iddialarına ne diyeceksiniz. Bu tutuklamalar bir yolsuzluk olduğunu göstermiyor mu?


Sayın Çelik; Evet ortada bir yolsuzluk var. Ama bir şeye dikkatinizi çekerim; Batman'da ilk yapılan yolsuzluk bu değil. Ama ilk defa soruşturması sağlıklı yapılan yolsuzluk budur. Bu da bizim duyarlılığımızla sağlanmıştır. Şimdi iddiada bulunanlara açık çağrıda bulunuyorum. Dedikodu yaparak, insanların şerefi ve onuru ile oynama hakları yok. Kimin elinde ne bilgi ve belge varsa medyaya veya Savcılığa versin. Bir yanlış yapan varsa cezasını çeker. Biz hiç kimseye sahip çıkmayız. Ama bir bilgi ve belge yoksa alışkanlıklarla geçmiş yargılarla kimseye çamur atmasınlar. Bir bürokratın yaptığı hatanın bedelini siyasetçi ödemez. Ancak siyasetçi duyduğu yolsuzluğu engellemiyorsa veya yapılmış yolsuzluğu soruşturmuyorsa sorumludur. Bazı hemşehrilerimiz bazı işlerde bazı kaygılarını bizimle paylaşıyor ve biz de Valiyi ve Emniyet Müdürünü duyarlı hale getiriyoruz. Hiç kimse benim bir ihbarım oldu ve benimle kimse ilgilenmedi diyemez. Beni aramayanlarda Valiye, Başsavcı ve Emniyete gitsinler. Yolsuzluk soruşturmalarında duyarlı bir Adliyemiz var, bir bulgu varsa elbette ki gerekeni yapacaklardır.

Sayın Ekmen, Yolsuzluk yapan bürokratları siyasiler atıyor. Bunda sizin de sorumluluğunuz yok mu? Veya yolsuzluk yapan bürokratları göndermek için zamanında ne yaptınız?

Sayın Çelik; Evet... Yerinde bir soru. Biz geçmiş dönemlerde olduğu gibi bizden habersiz kuş uçmaz demiyoruz. Bu hükümetin yapısı gereği bürokraside kimi zaman bizden habersiz de atamalar oluyor. Dr. Siraç Akgül ise Midyatlı olması nedeni ile bazı kişilerce bize tavsiye edildi. Fakat göreve başladıktan kısa bir süre sonra bazı sorunların farkına vardık. Uzun uğraşlar sonrasında 2009 Ocak ayında görevden aldık. Bu karar Valilik tarafından uygulanmadı. İkinci kez görevden aldırdık ve teftiş sürecini işlettik. İddialar gerçekten de büyük. Konu önce teftişte sonra yargıda. Yargılanan herkesin bu iddialardan akıllanması bizi de rahatlatır. Ama yapılan bir yanlış da varsa bağımsız yargı gerekeni yapacaktır. Birçok kurumda da şimdi isim vermek istemiyorum. Buraya gelen, bizim talebimizle gelen Müfettişlerin, "kayda değer bir şey bulamadık" diye rapor düzenlediğini biliyoruz. Şunu unutmayalım. Ben bir yolsuzluğu olmadan önce duyarsam engellerim. Ama olduktan sonra iş teftişte ve yargıdadır. Eğer teftiş ve yargı sürecine müdahil olsam o zaman yanlış olur. Fakat bu kurumlar bu konuları sonuna kadar inceliyorlar. 

Sayın Ekmen; Bölge Hastanesi ve Üniversite etrafındaki arsaların, satın alınıp, birilerinin rant sağladığı iddialarına ne diyeceksiniz?

Sayın Çelik; Bakın Bölge Hastanesi civarındaki arsaların yönetimi tamamen Belediyenin kontrolündedir. 15 yıldır da DTP çizgisindeki Belediyelerin ve partilerin elindedir. Hastanenin karşısında yeşil alanın takas, park yapımı ve iş makinası bağışı yoluyla devredilmesi bizim dışımızdadır. Burada ki dedikodu şudur; "7 Yıldır herhangi kamu ihalesine girmeyen yakınlarım bizim dışımızda el değiştiren arsa da kat karşılığı inşaat yapmışlardır. Yani arsanın devir süreci ile kat karşılığı süreci iki farklı süreçtir. Bu konuda zamanında hem idari ve hem de yargı yoluyla soruşturulmuş ama kanuna aykırı bir durum da tespit edilmemiştir. Benim kamu ihalelerinden uzak tuttuğum yakınlarım Batman'da yap sat da mı yapamayacaklar" Burada önemli olan şudur; Arsanın devri arsaya imar verilmesi ve hastanenin pozisyonu bizim dışımızda ki bir süreçtir. Yakınlarım ihalelere girseler dedikodu olur, ki girmiyorlar. Yap sat yapsalar yine dedikodu olur. Benim yakınlarımın devletten uzak devletle ilişkisiz ticaret yapma hakkı yok mu?

Sayın Ekmen; Bölge Hastanesi Acil Servisi kapısının değişmesi ile ilgili dedikodular var, bu konuda ne diyeceksiniz?

Sayın Çelik; Bakın, açık çek veriyorum. Bayındırlık Müdürlüğü arşivleri halka açıktır. Hastane projesi 91 yılında çizilmiştir. Ve 91 yılından bu yana hastanenin kapısı ile ilgili tek bir değişiklik yapılmamıştır. Şimdi insanlar arsayı belediyeden alan kişi üzerinden dedikodu yapıyorlar. Çünkü; biz değiliz, bir vatandaşımız. Oranın imarı ile ilgili dedikodu yapamıyorlar çünkü her şey mevzuata uygun yargı denetimi yapılmış. Kala kala hastanenin kapısı kalıyor. O konuda da yine inceleme yapılmıştır ve kapının 91 projesine uygun olduğu tespit edilmiştir.

Sayın Ekmen; Hastane Acil Servisi ile Poliklinik servisleri kapılarının yana yana olduğu ve bir kapının arka tarafta olması gerekirken öne alındığı yönünde teftiş raporu var, buna ne diyeceksiniz?

Sayın Çelik; Bunu ilk defa sizden duyuyorum. Ama dedikodunun özü hastanenin dış bahçe kapısının cephesinin değiştirildiğidir. Şimdi hakikaten de binanın içinde ki kapıların nerede olursa olsun vatandaş hangi kapıdan hastaneye adımını atıyor. Bu olursa bir suistimaldir. Ama biz biliyoruz ki resmi belgelerde hastanenin dış bahçe kapısı ile ilgili bir değişiklik yaşanmamıştır.

Sayın Ekmen; Batman Üniversitesi yerleşkesinin Batman'ın en ücra köşesine yapılarak, burada da bazı kişilerin arsa alıp, raht sağladığı yönünde ki iddialara ne diyorsunuz?

Sayın Çelik; Üniversite yeri tespit edilirken iki temel düşünce vardı. Biri, biz öyle bir yerde arazi belirleyelim ki devlet arazi satın almaya mecbur kalmasın. Hazine arazisi alalım. İkincisi, Türkiye'de her yerde üniversiteler şehri kendine çeker öyle bir yer belirleyelim ki şehrin yönünü oraya çekelim. İki alternatif vardı. Biri Keferzo, o biri ise Kuyubaşı bölgesiydi. Keferzo'da hem hazine arazileri yetersizdi yeni arazi satın alınması gerekiyordu. Ayrıca birinci sınıf tarım arazisi idi. Ve şehrin gelişimini çevireceğimiz bir bölge olamazdı. Bu konu o tarihte bütün STK'larca ve Valilikçe tartışıldı. Son kararı da siyasiler değil Valilik verdi. Ama ben şuna şahidim; Bir gün Çamlıca Mahallesinde ev toplantısına gitmiştik. Yaşlı bir amca dedi ki; bütün hizmetler o bir tarafa gidiyor üniversite buraya gelse arsalarımız değerlense şehir buraya gelse kötü mü olur? Şimdi dönüp geriye baktığımızda doğru bir karar verildiğini görüyoruz. Bir defa şehirleşmenin yönü ovadan dağa doğru verilmiştir. İkincisi yeni Batman çevre yolu da o güzergahtan geçecektir. Üçüncüsü, TOKİ evleri ve sosyal konutların orada olması yeni cazibe alanı olmasını sağlamıştır. Bu şartlarda ben hiçbir Ak Partili siyasetçinin ve yakınlarının orada bir metre bile arazi aldığını duymadım, herhangi bir iddia varsa orada on binlerce dünüm arazi varsa gidin araştırın. Zaten bu konu üzerine araştırma yaptığımda şunu gördüm. Kuyubaşı köylülere oldukça bilgili ve akıllı insanlar. "Arazilerimiz kıymetlenecek" diye doğru dürüst arazi satmamışlar. İddia sahiplerini bu iddialarını ispatlamakla mükelleftirler. Bildikleri bir şey varsa kamuoyu ile paylaşmalıdırlar.

Sayın Ekmen; Eski Valimiz Dr. Recep Kızılcık ile Salih Güneştekin'in burada arsa aldıkları iddia ediliyor. Hem Vali hem de Güneştekin Ak Partili değiller mi?

Sayın Çelik; Samimiyetle söylüyorum; Bu iddiayı ilk defa duyuyorum. Bir defa Vali Ak Partili olamaz devletin bürokratıdır. Salih Güneştekin, partimizden aday olmuş bir arkadaşımızdır. Şu anda partide bir resmi görevi bulunmamaktadır. Bu kişiler Kendilerini savunma gücüne sahip insanlardır ben buna ihtimal vermiyorum inanmıyorum da. Tapu Sicil Müdürlüğü herkese açıktır siz gazetecisiniz araştırabilirsiniz. Artı bu bölge 7 yıldır cazibeli bir bölge olarak gözüküyordu bir iş adamı, bir vatandaş oradan üç beş dönüm arazi almışsa bunu speküle etmek de ayıptır.

Sayın Ekmen; TPAO personel alımına ilişkin "Nasıl alındığını biliyoruz!" diyenler oldu bu konuda ne diyeceksiniz?

Sayın Çelik; Ne biliyorsalar açıklasınlar. Bu sınavdan sonra Petrol-İş şubesinin "Sınav adil olmuştur" açıklaması var. Ve bizim il teşkilatımızdan değişik görevleri bulunan 8 tane arkadaşımızın birinci derecedeki yakın akrabası sınavı kaybetmiştir ve biz iki Vekil ve İl Başkanı sınavdan önce aldığımız duyumlar nedeniyle "simsarlara prim verilmesin" diye de açıklama yaptık. Buna rağmen bilmediğimiz bir şey varsa Savcılık orda duruyor, medya burada duruyor. Somut olarak herkes iddiasını masaya koymalıdır. Hatta Batmanlı olmayıp sınavı kazanan iki kişi iddia edildi biz iddia sahiplerinin dava açması için o kişilere hukuki destek sağladık. Davada açılmış ve davaları devam ediyor.

Sayın Ekmen; Son olarak, BTP ile zaman zaman gerginliğiniz oluyor, bunu neye bağlıyorsunuz?

Sayın Çelik; Biz hiçbir gerilimin ve kavganın taraftarı değiliz. Biz siyaset yapıyoruz kendimizi ve partimizi anlatıyoruz. Bize yöneltilen eleştirilere cevap veriyoruz. Ve siyasi eleştirilerde bulunuyoruz. Hiçbir kişi ve kurum eleştirilemez diye bir şey yoktur. Siyasetin özü anlatım ve eleştiridir. Eleştirilerimizde de hiçbir zaman hakaret, küfür ve tehdit içeren bir dil kullanmıyoruz. Bu şartlarda eğer gerilim yaptığımız düşünülüyorsa o zaman bize densinler ki bu memlekette sizin siyaset yapma hakkınız yok konuşmayın. Biz gerilimin tarafı değiliz, ancak kendimizin, partimizin ve seçmenimizin onurunu korumakla mükellefiz.

Sayın Ekmen; Bizlere böyle bir fırsat verip, söyleşimize katılarak, merak edilen sorulara samimi yanıtlar verdiğiniz için sizlere teşekkür ederim.

Sayın Çelik; Asıl bana böyle bir fırsat vererek, komuoyundaki merak edilen soruları yanıtlamamı sağladığınız için ben teşekkür eder ve çalışmalarınızda başarılar dilerim.

 

YAZAR :
Tarih : 2010-06-15 23:55:06
www.batmaninsesi.com © 2005 - 2010 Tüm Hakları Saklıdır .

BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ


BU ALANA REKLAM VEREBİLİRSİNİZ

M. Kemal ÇELİK
Emin BULUT

*****


*****